Çoğu hasta aynı soruları sorar, aynı hataları yapar.
Oku, öğren, ilgilen, düzelt.
Tansiyon dalgalanmaları (oynak tansiyon) da böbreğe zarar verir mi?
Sadece ortalama tansiyonun yüksek olması değil, tansiyonun günler, aylar içinde çok oynaması (kan basıncı değişkenliği) de böbrek için olumsuz bir faktördür. Yaşlı kronik böbrek hastalarında yapılan çalışmalarda, tansiyonu çok değişken olanlarda böbrek fonksiyonunun daha düşük olduğu ve gidişatın daha kötü olabileceği gösterilmiştir.
Bu nedenle “benim tansiyon bazen çok yükseliyor, bazen düşüyor ama ortalamada fena değil” düşüncesi de güvenli değildir; düzenli ve dengeli kontrol önemlidir.
Hangi tansiyon düzeylerinden itibaren böbrekler risk altında?
Yakın tarihli büyük çalışmalardan çıkan ortak mesaj şu:
- Büyük (sistolik) tansiyon 130 mm Hg ve üzeri
- Küçük (diyastolik) tansiyon 80–90 mm Hg civarı ve üzeri
Bu aralıklardan itibaren kronik böbrek hastalığı, idrarda protein ve böbrek fonksiyon kaybı riski belirgin olarak artmaktadır. Yani böbrekler için risk sadece “çok yüksek” değerlerde değil, “sınırda yüksek” denilen aralıklarda bile başlamaktadır.
Genetik çalışmalar, ömür boyu 10 mm Hg daha yüksek büyük (sistolik) tansiyona sahip olmanın kronik böbrek hastalığı riskini yaklaşık %37, 5 mm Hg daha yüksek küçük (diyastolik) tansiyonun ise riski yaklaşık %19 artırdığını göstermektedir.
Yüksek tansiyon (hipertansiyon) halsizlik, yorgunluk, bitkinlik yapar mı?
Toplumda yüksek tansiyonun belirtileri olarak baş ağrısı ve burun kanaması iyi bilinir.
Ancak bunlardan daha sık görülen yüksek tansiyon belirtileri halsizlik, yorgunluk, çabuk yorulma, bitkinlik, nefes darlığı ve çarpıntıdır.
Öte yandan, halsizlik, yorgunluk, çabuk yorulma, bitkinlik, nefes darlığı veya çarpıntı olduğunda tansiyonumuzu ölçmek birçoğumuzun aklına gelmez; (işyerindeki yoğun tempo, sinirlilik, şişmanlık, sıcak hava veya halk tabiriyle “üşütme” gibi) başka sebeplere bağlı olduğunu düşünürüz.
İşte bu nedenle birçok kişi, yüksek tansiyon hastası olduklarının geç farkına varır.
Tansiyon düşürücü ilaçlar halsizlik, yorgunluk yapar mı?
Bazı tansiyon düşürücü ilaçlar halsizlik, yorgunluk yapar. Böyle bir şüpheniz varsa, hekiminize sormanızda fayda vardır.
Tansiyon hastasıyım. Doktorum bana anjiyo yapacak. Anjiyo için hastaneye giderken neye dikkat etmeliyim?
Anjiyo olacağınız gün tansiyon ilaçlarınızı normal düzeninde yutarak hastaneye gidin.
Anjiyo öncesinde aç gidiyor olsanız bile, hekiminiz aksini söylemedikçe, biraz su ile ilacınızı yutun.
Anjiyo sırasında tansiyonunuz yükselirse, anjiyodan hemen sonra anjiyo yapılan yerde kanama görülebilir, kanamanın kontrolü zor olabilir, şişlik (hematom) gelişebilir.

Tansiyonum birkaç yıldır yüksek ama bende hiçbir şikayet yapmıyor. Yine de ilaç kullanmam gerekir mi?
Genelde halk yüksek tansiyonun baş ağrısı yaptığını, baş ağrısı yoksa tansiyonunun da normal olduğunu düşünür.
Yüksek tansiyon ilk ortaya çıktığında birkaç ay boyunca birçok belirti verir. Baş ağrısı gibi bazı belirtileri hastalığın ilerleyen aylarında kaybolur.
Halsizlik, çabuk yorulma, yürürken veya iş yaparken nefes almada zorluk gibi belirtileri ise genellikle devam eder. Fakat hastaların çoğu bu belirtileri yüksek tansiyon ile ilişkilendirmek yerine günlük hayatın stresine, işlerinin yoğunluğuna, kilo almalarına, keyifsiz olmalarına, vs. bağlar ve tansiyonunu ölçmek akıllarına gelmez. Farkında olmayınca da hastalar tedavi alamaz ve yüksek seyreden tansiyon vücudu yıpratmaya devam eder.
Bazen poliklinikte, kontrole geldiklerini ve hiçbir şikayetlerinin bulunmadığını söyleyen 30’lu 40’lı yaşlardaki hastalar ile karşılaşıyorum. Tansiyonlarını yüksek ölçünce ilaç tedavisine başlamak istiyorum. Önce itiraz ediyorlar, “benim hiçbir şikayetim yok, neden ilaç kullanayım?” diyorlar. Sonunda ikna olup gidiyorlar. Bir hafta sonra tansiyon takibi ile kontrole geliyorlar. Sorduğumda, ilaçtan çok fayda gördüklerini ve rahatladıklarını söylüyorlar. “Hani hiçbir şikayetiniz yoktu, ne oldu da rahatladınız?” diye sorunca hep aynı cevabı veriyorlar: “Artık daha rahat yürüyorum, merdivenleri daha rahat çıkıyorum. Eskiden 200 metre yürüyünce nefesim daralır ve dinlenirdim, bunu da normal zannederdim. Tansiyon ilacına başladıktan sonra artık 1000 metre rahat yürüyebiliyorum, merdiveni rahat çıkabiliyorum” diyorlar. Efor kapasitesinin arttığını görünce de ilaç tedavisini bırakmıyorlar.
Bunu halkın anlayacağı bir örnekle şöyle açıklamak isterim. Otoyolda arabanızla, saatte 120 km hızla giderken vitesi 3’e almak isterseniz motor zorlanır ve motordan gelen sesler artar, 7. vitese geçince motor rahatlar ve motordan gelen sesler kaybolur. Kalp, aort ve dallarına yani vücuda kan dağıtan damarlara karşı çalışan bir pompa gibidir. Kolunuzdan tansiyon ölçerken aslında aort içindeki basıncı ölçmeye çabalıyoruz. Kolunuzdaki damardan ölçtüğümüz basınç yüksek ise vücudun tüm atardamarlarında (akciğerlere giden hariç) basıncın yüksek olduğunu kabul ediyoruz. Kalp bir pompa gibi yüksek basıncı karşı çalışınca bir süre sonra zorlanmaya başlıyor ve nefes darlığı, efor kapasitesinde azalma, halsizlik, çabuk yorulma gibi belirtiler ortaya çıkıyor.
Baş ağrısı yok diye tansiyonunuzun normal olduğu sanmayın. Tansiyonu ölçmeden normal olduğunu anlayamazsınız
Unutmayın, yüksek tansiyon atardamarlarınızın içindeki basınç olup yüksek seyrettikçe damarlarınıza ve dolayısıyla organlarınıza zarar vermeye devam eder.

