Aşağıda sıralanan “tırnak” içindeki ifadeler, gerçek hayatta hastalarımdan bizzat duyduğum sözlerdir.
Çoğu hasta aynı soruları sorar, aynı hataları yapar.
Okuyun, öğrenin, ilgilenin, düzeltin.
Yüksek rakımdan düşük rakımlı bir yere (ya da düşük rakımdan yüksek rakımlı bir yere) yer değiştiren yüksek tansiyon hastasının yeni gittiği yerde tansiyonunu ilk 2 hafta sık ve düzenli ölçmemesi
Ankara’nın rakımı (deniz seviyesinden yüksekliği) 938 metredir. Yüksek rakımda yaşayan ve tansiyon tedavisi gören hastalar deniz seviyesine yani sahil kentlerine indiklerinde genellikle tansiyonda kısmen düşme olur, yüksek tansiyonun kontrolü kolaylaşır, tansiyon ilacı ihtiyacı azalır. Tersi de mümkündür, genellikle sahil kentlerinde yaşarken tansiyonu ilaç ile kontrol altında tutulan kişiler yüksek rakımlı bir yere gittiklerinde tansiyon kontrolü zorlaşır, ilaç ihtiyacı artar. Bu gibi durumlarda tansiyon ilaç dozunun (hekime sorarak) ayarlanması gerekebilir.
Eğer yüksek tansiyonu ilaç ile kontrol altında olan ve deniz seviyesinde yaşıyorken daha yüksek rakımlı yere giden bir hasta iseniz (ya da tersi), ilk 2 hafta tansiyonunuzu günde 2 defa ölçün. Muhtemeldir ki baş ağrısı, baş dönmesi gibi şikayetler ve tansiyonunuzda değişiklikler (artma veya azalma) yaşayacaksınız. Hekiminize sorun, ilaç tedavinizi değiştirme ihtiyacı duyabilir.

Rakım yükselince tansiyon da yükselir.
“Doktor bana tansiyon ilacı önerdi. Ben ilaç kullanmayı sevmiyorum”
Doktorlar size, sevdiğiniz için değil, ihtiyacınız olduğu için ilaç kullanmayı öneriyor.

İlaç sizi tansiyon dalgalanmalarına karşı korumak için verilir.
“Tansiyon ilacım bitti. Ben de kullanmayı bıraktım”
Tansiyon yüksekliğinin tedavisi genellikle ömür boyu sürer. Hekiminize sormadan ilacı bırakmayın.

Tansiyon yükselmeleri ve dalgalanmaları uzun dönemde damarlarınızı yıpratır. İlaç tedavisini hekime sormadan bırakmayın.
Denizdeki kayalar bile uzun dönemde dalgaların yıpratıcı etkisine dayanamaz.
“Tansiyon hastasıyım. Sigara içiyorum. Nasılsa tansiyon ilacı kullanıyorum diye sigarayı bırakmadım”
- İçilen bir adet sigara 15 dakika boyunca tansiyon ve kalp hızını artırır.
- Bir yandan tansiyon düşürücü ilaç kullanıp diğer yandan sigara içmeye devam etmek ilacın etkisini azaltır, daha fazla ilaç kullanmak zorunda kalırsınız. Bu da muhtemel ilaç yan etkilerini artırır.

“Tansiyon ilacı kullandım, ayaklarımda şişlik yaptı, ben de bıraktım”
Tansiyon ilacınız yan etki yaptıysa, hekiminiz size ilacınızı bırakmanızı söylese bile genellikle yerine başka bir ilaç önerecektir. Hekim ile diyaloğunuzda kopukluk oldu ise ilacınızı bıraktığınızla kalmış ve tedavinizi yarım bırakmış olabilirsiniz. Bu konuyu hekiminiz ile detaylı konuşmadan ilacınızı bırakmayın.

Hekiminize sormadan tedaviyi keserseniz, hastalık üzerindeki kontrolünüz kaybolur.
“Tansiyonum yükselmiş. Tansiyon ilacı kullanan komşum ilacından fayda görmüş, tansiyonu normale dönmüş, ilacını bana da önerdi”
- Tansiyon ilaçlarının tek etkisi tansiyonu düşürmek değildir. Başka etkileri ve yan etkileri de vardır.
- Her tansiyon ilacı her hastaya uygun değildir.
- Hekiminize sormadan ilaç kullanmak sakıncalı olabilir.
- Komşunuza iyi gelmiş olan ilaç sizde olumsuz etkiler gösterebilir.

Komşunun ilacı her zaman size uymaz.
“Tansiyon dedikleri şey, ölçüm aletinin üzerindeki bir çift rakamdan ibaret. Doktor bana “yüksek tansiyonun var” dedi ve ilaç önerdi ama ben kullanmıyorum. Kendimi iyi hissediyorum. Neden ilaç kullanayım ki?”
- Tansiyon kısa dönemde zor fark edilen birçok belirti yapar: buraya tıklayınız
- Tansiyon uzun dönemde vücutta birçok organa zarar verir: buraya tıklayınız.
- Hem belirtileri yok etmek hem de uzun dönemde vücuda verdiği hasarı azaltmak için yüksek tansiyonu kontrol altına almalısınız.

“Doktor bana tansiyon düşürücü ilaç verdi. Ama ben tansiyonumu doğal yöntemlerle düşüreceğim. Sarımsak ve limon tüketiyorum”
Yüksek tansiyonu tedavi edebilen bir gıda maddesi yoktur. Bazı gıda maddeleri tansiyonu az da olsa düşürebilir, ancak bu küçük düşüş hiç bir zaman tansiyon düşürücü ilaç tedavisinin yerini alamaz, olsa olsa tansiyon düşürücü ilaç tedavisini kolaylaştırabilir.
Bazı gıdaların 172/95 olan tansiyonu 170/93’e düşürmesi “bu gıdaların tansiyon düşürücü etkisi var” diye basında yer alabilmektedir. Ancak bu kadar az bir düşüş ile yüksek tansiyon tedavi edilemez.
Tansiyonunuzu yüksek ölçtüğünüzde sarımsak, limon veya herhangi başka bir gıda tüketmenizin size bir faydası olmaz, ama tedaviyi geciktirdiğiniz için zararı olabilir.

Umut ederek beklemek bir strateji değildir. Tansiyonunuz yüksek ise yaşam tarzınızı değiştirin, ilaçlarınızı düzenli kullanın, kontrollerinizi ihmal etmeyin.
“Tansiyon ilacımı almayı sıklıkla unutuyorum”
- Günlük hayatta hepimiz, düzenli kullanmamız gereken tansiyon ilacını zamanında almayı unutabiliriz. Yapılan bir araştırmada, tansiyon ilacını düzenli kullanmamanın en sık sebebi olarak “ilaç almayı unutmak” bildirilmiştir. Ayrıca yaş ilerledikçe hem yüksek tansiyon hem de demans daha sık görülür ve ilaç tedavisini aksatmak kolaylaşır.
- Öneri 1: Cep telefonunuza hatırlatıcı ALARM kurun.
Öneri 2: İşe çanta ile gidiyorsanız, çantanızda mutlaka ilaç bulundurun. - Öneri 3: Sabah telaşı ile evden ilacınızı yutmadan çıkıp gidiyor olabilirsiniz. İşyerinizde de bir kutu ilaç bulundurun.

İlacınızı her gün almayı unutuyorsanız, işe giderken yanınızda götürün veya işyerinizde de ilaç bulundurun, tedavinizi aksamasın.
“Yüksek tansiyon hastasıyım. Tansiyonumun yükseldiğini hissedebiliyorum. Başım ağrıyınca dilaltı hap alıyorum.”
Baş ağrısı, baş dönmesi her zaman tansiyon yüksekliği anlamına gelmez. Baş dönmesi tansiyon yükselince de, düşünce de olabilir. Yüksek tansiyon hastaları, özellikle de uzun süredir tedavi almamış olanlar tansiyon yükselmesini her zaman hissetmez.
Tansiyon normalken sadece baş ağrısı var diye tansiyon düşürücü dilaltı hap alırsanız normal veya düşük olan tansiyonunuz daha da düşebilir, baş dönmesi, halsizlik, bayılma yaşayabilirsiniz.
Unutmayın, siz Jedi şövalyesi değilsiniz. Tansiyonu ölçüp, rakamın yüksek olduğunu görmeden tansiyon düşürücü ilaç kullanılmaz.

Tansiyonunuzun yükseldiğini her zaman fark edemezsiniz. Ölçüm yapın.
“Yıllardır her gün iki tane tansiyon ilacı kullanıyorum ama isimlerini dahi bilmiyorum”
Hastalığa yeteri kadar önem vermediğinizi gösterir. İki kelime ezberlemek için tıp bilgisi gerekmez. Ticari markaların isimlerini nasıl öğrenebiliyorsanız, ilaçlarınızın isimlerini de öğrenebilirsiniz.
Sadece şu an kullanmakta olduğunuz tansiyon ilaçları değil, eskiden kullanıp bıraktığınız tansiyon ilaçlarının isimlerini ve neden o ilaçları bıraktığınızı da bilmelisiniz.
Tansiyon yüksekliğinin tedavisi genellikle ömür boyu sürer. Hastalar bu uzun süre boyunca, farklı zamanlarda farklı ilaçlar kullanabilir. Eskiden kullanıp da bıraktığınız ilaçları bilirseniz, hekiminiz size yeni ilaç yazarken bu bilgiyi dikkate alır, önceden fayda görmediğiniz ilacı size tekrar önermez.

“Tansiyon ilaçlarının çok yan etkisi varmış. İlaç kullanmayı bıraktım”
Her ilacın yan etkileri vardır. Yan etkisiz ilaç yoktur. Fazla su içmenin bile yan etkisi vardır (bkz. Su zehirlenmesi).
Üç saat içinde 6 litre su içmek öldürebilir. Yan etkileri var diye su içmeyecek misiniz?
Yüksek tansiyon ilaçlarının tabii ki yan etkileri var, bunları prospektüslerinden okuyabilirsiniz. Ancak yüksek tansiyonu tedavisiz bırakmanın zararları, tansiyon düşürücü ilaçların yan etkilerinden daha fazladır.

Fazla doz tansiyon hapı kullanmak.
Unutkanlığı olan kişilerde, özellikle demans (bunama) hastalarında sık görülür.
Sabah ilacını alan hasta bir iki saat sonra ilacı aldığını unutup ilave bir tablet daha ilaç alır.
Bu tehlikeli bir durum yaratır, kan basıncı aşırı düşebilir, hastada baş dönmesi ve bazen bayılma dahi olabilir.
Hastaya sorulduğunda, ilacı fazla aldığını hatırlamaz, aksine kullandığı tansiyon ilacının fazla etkili olduğunu düşünerek doktora gider ve tansiyon ilacının değiştirilmesini talep eder.
Nasıl fark ederiz? Hastanın ilacı eczaneden aldığı tarihe göre kutuda kalan tablet sayısına bakarak fazla ilaç tüketip tüketmediği anlaşılabilir.
Nasıl önleriz? Hasta unutkan ve yalnız başına yaşıyorsa, akıllı telefonuna her gün ilaç alacağı saatte çalmak üzere hatırlatıcı ALARM kurabilir. Hasta yalnız başına yaşamıyorsa, ilaçları hastanın ulaşamayacağı bir yere konur ve aynı evde kalan başka bir kişi tarafından kendisine düzenli olarak saatinde verilebilir.

Fazla doz ilaç almak tehlikelidir.
“Tansiyon hastasıyım. “Bol su içmek sağlığa faydalıdır” diyorlar. Ben de her gün 4 litre su içiyorum.”
Aşırı su içmek hipervolemi yaratır, reaktif hipertansiyon nedenlerinden biridir.
İhtiyacınızdan fazla su içmek damar içi hacmini artırır ve tansiyonu yükseltebilir, önceden var olan yüksek tansiyonun tedavisini zorlaştırabilir.
Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçların bir kısmı idrar söktürücü (idrar miktarını artırıcı) ilaçlardır. Bu ilaçlar ile vücuttan tuz ve su atılarak tansiyon düşürülmeye çalışılır. Hem idrar söktürücü tansiyon ilacı kullanıp hem de bol su tüketmek doğru değildir.
Su zehirlenmesi diye bir kavram duymuş muydunuz? İnsan vücudunun yaklaşık yarısı sudur. Susuz üç günden fazla yaşayamayız. Ancak suyun fazlası da zararlıdır, zehirlenme (hiponatremi) ve ölüm yapar.
Aslında sadece insanlarda değil, makinelerde bile benzer bir durum söz konusudur. Kapalı ortamda bulunan sıvı veya gazlar çevrelerine basınç (gerilim, tension) uygular. Bu basıncın artması tavsiye edilmez, makinenin performansını olumsuz etkiler.
Mesela evinizdeki kombinin içinde bulunan suyun basıncı 2-2.5 bar üzerine çıkarsa tehlike yaratır, cihazınız olması gerekenden daha fazla enerji harcar, hatta arıza yapabilir. Bu nedenle bazı kombilerde su basıncı artınca, cihaz suyu kendisi otomatik olarak tahliye eder.
Bu durum size tanıdık geldi mi? Siz de aşırı su içerek damar içindeki hacmi artırır (hipervolemi) ve tansiyonunuzu yükseltirsiniz.
Evdeki kombinizin “tansiyonunu” (su basıncını) belli aralıkta tutmaya çalıştığınız gibi, kendi tansiyonunuzu da belli aralıkta tutmalısınız. Damarlarınız içindeki basıncın (kan basıncının, tansiyonun) yüksek kalmasına izin vermeyin.
Kaynak:

Bol su içmek tansiyonunuzu yükseltebilir.
“Doktor bana tansiyon düşürücü ilaç verdi. Birkaç aydır/yıldır kullanıyordum. İki hafta önce kendi kararımla ilacımı bıraktım. İki haftadır tansiyonum yolunda gidiyor. Herhalde yüksek tansiyondan kurtuldum. ilacı bırakmakla akıllılık ettim”
Tansiyon düşürücü ilaçlar yüksek tansiyonu sadece kullanıldıkları dönemde kontrol altında tutabilir. Kısa bir süre tansiyon ilacı kullanıp da yüksek tansiyondan ömür boyu kurtulmak mümkün değildir.
Yüksek tansiyon ilaç ile kontrol altına alındıktan sonra ilaç kesilse bile, tansiyon düşürücü etki bazı hastalarda birkaç hafta daha devam eder. Bu “yalancı iyilik hali” (“balayı dönemi”) özellikle uzun etkili ilaç kullananlarda daha sık görülür. İlacı kesince ortaya çıkan bu geçici durum ile hasta yüksek tansiyondan kurtulmuş olduğunu zanneder. Halbuki tehlike geçmemiştir. İlacı bıraktıktan birkaç gün veya birkaç hafta sonra tansiyon tekrar yükselmeye başlar. Hatta bu hastaların bazılarında, önceden bir ilaç kullanılırken artık bir değil iki ilaca bile ihtiyaç duyulabilir.
Yüksek tansiyondan kurtulduğunuzu düşünerek, hekiminize sormadan kendi kararınız ile tansiyon düşürücü ilacınızı bırakmayın.
Sadece bazı hastalar için geçerli olan ve gerçekten de ilaç kullanmadan yüksek tansiyonu düşürebilecek yöntemler vardır ancak bu yöntemlerin etkili olması bazen de aylar alır. Bu uzun süre boyunca yine ilaç kullanmaya devam etmelisiniz. Aksi halde yüksek tansiyonun zararlı etkilerine maruz kalmaya devam edersiniz.

Hekiminize sormadan tansiyon ilacınızı bırakmayın.
“Doktor 32 mg’lık ilaç reçete etti, ama bu ilaç eczanede yoktu, ben de eczaneden 32 plus olanını aldım. Şimdi küçük tansiyonum 50’ye kadar düşüyor.”
Tansiyon ilaçlarının bazıları, aynı tablet içine sıkıştırılmış olarak ilave tansiyon düşürücü idrar söktürücü (idrar miktarını artırıcı) ilaç içerir. Bu tür ilaçların isimlerinin önünde Co- veya arkasında Plus, Fort gibi ilave kelimeler bulunur.
İsimlerinde Co-, Plus veya Fort gibi ifade içeren ilaçlar daha kuvvetli tansiyon düşürücülerdir. Gerekmediği halde böyle bir ilaç alırsanız, tansiyonunuz aşırı düşebilir; halsizlik, baş dönmesi veya bayılma yapabilir.
Size hangi ilaç önerildi ise onu kullanın.

İsimleri kısmen benzese bile bazı tansiyon haplarında bir tablet içinde 1 değil 2 aktif ilaç maddesi bulunabilir.
“Hastaneye muayene için giderken tansiyon ilacımı yutmadan gidiyorum”
Eğer raporlu bir tansiyon ilacını önceden kullanıyorsanız, hastaneye gelirken tansiyon ilacınızı normal zamanında yutun. Hastaneye kan tahlili yaptırmak için gelen hastalar aç gelirken tansiyon ilacını da almıyor. Oysa hastaneye gelirken su içmek ve tansiyon ilacı almak kan tahlillerinizi etkilemez.
Üstelik tansiyon ilacınızı alırsanız, hastanede yapılacak ölçüm ile hekiminiz tansiyon ilacınızın yeterli gelip gelmediği hakkında fikir sahibi olur.

Hastaneye gelirken tansiyon ilacınızı zamanında yutarak gelin. Mümkünse ilaç listenizi, resimlerini veya kutularını da yanınızda getirin.
“Tansiyon ilacı kullanıyorum ama tansiyonumu aylardır ölçmüyorum”
Bazen tansiyon ilacınız fazla etkili gelebilir (tansiyon mevsimsel değişiklik gösterir).
İlacınız aşırı etkili oluyorsa baş dönmesi ve nadiren bayılma olabilir.
Bu durum özellikle araç ya da makine kullanan yüksek tansiyon hastaları için çok önemli olup iş kazasına yol açabilir, kazalar yaralanma veya ölümle sonuçlanabilir.
Çalışan, araç ya da makine kullanan yüksek tansiyon hastalarının düzenli aralıklarla tansiyon ölçmeleri hem kendilerinin hem de çevresindekilerin sağlığı açısından önemlidir.

“Tansiyonum ilacımın dozu 5 mg idi. Doktor bir hafta önce “bu doz yeterli değil” dedi ve aynı ilacın 10 mg olanını yazdı. Ben şimdi hem 5 mg hem de 10 mg alıyorum.”
Yanlış anlaşılma olması kuvvetle muhtemeldir. Böyle durumlarda doktor genellikle “5 mg olanı kes, yerine 10 mg olanı kullan” demek ister. 5 mg yetmeyince ilaç dozu bir anda 10+5 mg yani 15 mg’a yükseltilmez. Doktorunuzla tekrar görüşüp ilaç dozunu teyit etmenizde fayda var.
(Bazı ilaçlarda kademeli doz artışı yaparken doktorunuz başlangıç dozunun birkaç katına çıkmayı uygun görebilir. Bu doz artışı genellikle kademeli olarak yapılır, “eskisini almaya devam et, yanında yüksek dozlu olan yeni ilacı da al” ŞEKLİNDE DEĞİLDİR.)

“Doktor bana tansiyon ilacı yazdı. Ben gebeyim / gebelik planlıyorum, doktoruma söylemedim.”
Bazı tansiyon düşürücü ilaçların gebelikte kullanılması sakıncalıdır. Gebe iseniz veya gebe kalmayı planlıyorsanız, tansiyon ilacınızı öneren hekime bildirin, ilaç seçimi ona göre yapılmalıdır. Unutmayın, gebelikte kullanımı güvenli olan tansiyon ilaçları da vardır.

“Kontrole gelecektim ama ilaçlarımın bitmesini bekledim”
Hastaya tansiyon düşürücü ilaç başlanıyor, ancak bir hafta geçmesine rağmen yüksek tansiyonda hiç gerileme olmuyor. Yine de hasta, “ilk kutuyu bitirmeden ilaç tam etkili olmaz” düşüncesiyle tekrar hekimine başvurmuyor (tansiyon ilaçları genellikle 28 veya 30 tabletlik kutularda bulunuyor).
Tansiyon düşürücü ilaç başlandığı zaman “ilaç etkisiz” demek için bir ay beklemek zorunda değilsiniz.
Tedavi başlayan hekiminize ne zaman kontrole geleceğinizi sorun, mutlaka ilacın ilk kutusunun bitmesini beklemek zorunda değilsiniz.

İlacına “aşık olmak”, etkisiz ilaç kullanımında ısrar etmek
Özellikle eğitimli, titiz, entellektüel hastalarda sık görülür.
Son gittiği doktor, bir sebeple (tansiyon takiplerinde yetersiz tansiyon düşürücü etki görülmesi veya yeni ortaya çıkan ilaç yan etkisi nedeniyle) daha önceki doktorunun yazdığı tansiyon ilacını değiştirmek ister. Ancak hasta bunu kabul etmez.
Hastalar neden ilaç değişimini kabul etmez?
1. İlacı ilk yazan doktora aşırı güvenmiştir.
2. Yeni ilacın tansiyonunu düşürmeyeceğini ve yeniden uzun sürecek bir tansiyon ayarlama dönemine gireceğinden, sık sık hastaneye gidip gelmesi gerekeceğinden korkar. Hazır belli bir düzeye kadar tansiyonu düşmüş iken neden ilaç değişimi yaparak yeni bir “maceraya” girsin ki?
Ve hasta yetersiz tedavi ile yoluna devam eder.
Şu hekim-hasta diyaloğu sık görülür:
-Beyefendi/hanımefendi tansiyon ilacınız öksürük yapıyor, değiştireyim.
-Öhö (önce kısa bir öksürük gelir) yok kalsın. Ben de öksürük yok.
– Eee, öksürdünüz ya işte (gıcık şeklindeki öksürük kastedilir).
– Yok kalsın değiştirmeyeyim. (hasta kısa öksürüğü önemsemez, ne de olsa ciddi hastalıklarda olduğu gibi uzun süren bir öksürüğü yoktur)
(Bu arada öksürüğün de çeşitleri olduğunu biliyor muydunuz?)
Şu hekim-hasta diyaloğu da sık görülür:
– Beyefendi / hanımefendi ilacınız kısa etkili bir ilaç, 24-saat tansiyon kontrolü sağlamıyor, ilacınızı değiştireyim.
– Yok kalsın.
Piyasada 100’den fazla tansiyon düşürücü ilaç bulunsa da aslında bu ilaçlar 10 ana grup altında toplanır. Genelde bir grup içinde ilk üretilen molekül kısa etkilidir, daha sonra farklı firmalar tarafından aynı grupta olan ancak daha uzun etkili ilaçlar da piyasaya çıkar. Öte yandan, en çok bilimsel çalışma da genellikle ilk üretilen molekül ile yapılır (çok merkezli bilimsel ilaç çalışmalarının 50-100 milyon dolara mal olabildiğini unutmayın). İşte bazı hekimler sırf bilimsel çalışması çok diye ilk üretilen kısa etkili o ilacı hastalarına reçete ederler, bunu da kanıta dayalı tıp uygulaması olarak savunurlar. Halbuki, daha az olsa da, aynı gruptan olan yeni üretilen ilaçların da bilimsel çalışmaları vardır.
Ben hastalarıma tansiyon ilacı yazarken, özel bir durum yoksa, kısa etkili molekül tercih etmem, günde tek sefer alacağı ilacın 24 saate yakın etki etmesini isterim, böylece tansiyonunun gün boyu kontrol altında olmasını beklerim. Terminal yarılanma ömrü 2 saat, aktif metabolitinin yarılanma ömrü 6-9 saat olan bir ilacı, özel bir durum yoksa, hastama önermem. Oysa böyle bir ilacı kullanıp da bunda ısrar eden o kadar çok hasta görüyorum ki.
Unutmayın, “al şu ilacı ömür boyu kullan” diyebileceğiniz bir tansiyon düşürücü ilaç yoktur. Tansiyon tedavisine başladıktan sonra zaman içinde kilonuz değişir, yaşadığınız yer (rakım ve iklim) değişir, diyetiniz değişir, alışkanlıklarınız (alkol veya sigara) değişir. Bunların hiçbiri olmasa bile en azından yaşlanıyorsunuz, yaşlanmak da tansiyonu yükseltir. İçinde bulunduğunuz durum değiştikçe, tedaviniz de buna uyum sağlamalıdır.
Son söz: Tansiyon ilacınıza “aşık olmayın”.

“Çok stresliyim. Benim tansiyon yüksekliğim “sinirsel”. O yüzden ilaç kullanmıyorum.”
Yüksek tansiyon, atardamar içindeki kan basıncının yüksek olmasıdır.
Hangi sebeple olursa olsun, atardamar içindeki yüksek kan basıncı damarlara ve organlara zarar verir.
Tansiyonunuzun stresten dolayı yükseliyor olması bu gerçeği değiştirmez, tedavi edilmesi gerekir.
“Benim büyük tansiyonum (sistolik kan basıncım) fazla yükselmiyor, 140-159 arasında dolaşıyor. Bu nedenle ben fazla risk altında değilim, ilaç kullanmıyorum.”
Koroner kalp (kalbi besleyen damar) hastalıklarına bağlı ölümlerin çoğu, büyük tansiyonu 140-159 mmHg arasında olan grupta görülür. Tansiyonunuzun size göre “az” yükselmiş olması, riskinizin de az olduğu anlamına gelmez.

“Ben yaşlıyım. Yaşlılarda kan basıncı zaten yüksek olur, niye ilaç kullanayım ki?”
Yüksek tansiyon için sınır büyük tansiyonun 140 mmHg veya üzerinde, küçük tansiyonun 90 mmHg veya üzerinde olmasıdır. Bu tanım yaşlılar için farklı değildir. Yaşlanmayla beraber yüksek tansiyonun sık görülüyor olması bu durumun normal olduğu anlamına gelmez, tedavi edilmesi gerekir.
Avrupa Kardiyoloji Derneği 2024 yılı Hipertansiyon kılavuzuna göre tansiyon sınıflaması aşağıdaki şekildedir:
| Kategori | Hastane ölçümü mmHg | Ev ölçümü mmHg | Gündüz ortalaması Tansiyon Holteri mmHg | Tansiyon Holteri mmHg | Gece ortalaması Tansiyon Holteri mmHg |
| Normal | 120/70 altında | 120/70 altında | 120/70 altında | 115/65 altında | 110/60 altında |
| Artmış tansiyon | 120/70-139/89 | 120/70-134/84 | 120/70-134/84 | 115/65-129/79 | 110/60-119/69 |
| Hipertansiyon | 140/90 ve üzeri | 135/85 ve üzeri | 135/85 ve üzeri | 130/80 ve üzeri | 120/70 ve üzeri |

“Bugün tansiyonum yükseldi. ben de maydanoz ve limon suyu tükettim, kafamı soğuk suya soktum soktum çıkardım. Tansiyonum düşmeyince de size geldim.”
Yükselen tansiyonu maydanoz ve limon tüketerek düşüremezsiniz, ancak vakit kaybedersiniz.
Kafanızı soğuk suya sokarak tansiyonunuzu düşüremezsiniz. Soğuk etkisi damarlarda kasılma yapar ve tansiyonunuzu düşürmez, tersine yükseltir. Soğuk ve soğuk suya temasın tansiyon üzerindeki etkileri için tıklayınız.
Sıcaklık ve tansiyon hakkında daha fazla bilgi için lütfen buraya tıklayınız.

“Kalp krizi geçirdim, kalbime stent takıldı. Hastaneden çıktıktan sonra verilen ilaçları düzenli kullanıyorum ve bunun yeterli olduğunu düşünüyorum.”
Kalp krizi geçirip de kalbine stent yerleştirilen hastalar nerede hata yapıyor?
Gözden kaçan önemli bir nokta da kalp krizi geçirerek hastaneye acil getirilen ve kalbine stent takılan hastaların sık yaptığı şu hatadır.
Kalp krizi geçiren hastalar genellikle ambulans ile hastaneye acil şekilde transfer edilir, kısa süre içinde anjiyo yapılır ve bir kısmına koroner stent yerleştirilir (implante edilir).
Bu hastaların bir kısmı kalp krizi öncesinde yüksek tansiyon hastasıdır, hatta bir kısmı kriz geçirmeden önce yüksek tansiyon hastası olduğunu dahi bilmemektedir.
Kalp krizi geçiren hastalar duruma göre bir veya birkaç gün içinde hastaneden çıkarlar. Çıkarken kendilerine verilen reçetede uzun süre boyunca kullanmaları gereken ilaçlar bulunur.
Bu ilaçlar genellikle şunları içerir:
- iki farklı kan sulandırıcı
- kolesterol ve/veya trigliserid düşürücü
- yüksek tansiyonu varsa, bir veya birkaç tansiyon düşürücü ilaç
- kalp yetmezliği varsa, tansiyonu yüksek olmasa bile, tansiyon düşürücü etkiye sahip bir veya birkaç ilaç
- “mide koruyucu” olarak bilinen mide asidini azaltıcı ilaç (proton pompa inhibitörü, vs.)
Kalp krizi geçirip kalbine stent yerleştirilen hasta evine giderken eline verilen reçetedeki ilaçları kendisine tarif edildiği şekilde, düzenli kullanır ve bunun yeterli olduğunu zanneder.
Hata burada başlar: hastanede yatarken istirahat halinde olan bu kişinin tansiyonu aktif günlük hayattaki tansiyonuna göre tabii ki daha düşük olacaktır, doktor da hastanedeki tedavinizi hastanedeki tansiyonunuza göre ayarlamak zorundadır. Öte yandan hasta evine gidip de aktif yaşamına geri döndüğünde tansiyonu genellikle yükselme eğiliminde olur. Bu durumda, hastaneden çıkışta önerilen ve tansiyon düşürücü etkisi olan ilaçlar tansiyonu ideal düzeyde tutmakta yetersiz kalabilir (bazen de tansiyonu gereğinden fazla düşürebilir).
Yapılması gereken ise hastaneden çıktıktan sonra ilk bir iki hafta boyunca tansiyonu (kan basıncını) günde birkaç defa ölçmek ve gerekirse hekimine başvurarak ilaç dozlarını ayarlatmaktır.
