İlk defa yüksek tansiyon (kan basıncı yüksekliği, hipertansiyon) teşhisi konan hastaların bazıları bunu kabul etmek istemiyorlar. Kendilerine tansiyon düşürücü ilaç önerdiğimde, kullanmayacaklarını, ilk seferde tansiyon yüksek olsa bile ilaç kullanılmaması gerektiğini söylüyorlar.
Eğer hastanın tansiyon yüksekliği ilk defa başka bir sebeple geldiği hastanede fark edilmiş ise, hastane heyecanına bağlı olabilir (beyaz önlük hipertansiyonu) ve hastanın tereddüt etmesi bir nebze anlaşılabilir. Gerçi böyle bir durumda bile hastaların bazılarında ElektroKardiyoGrafi (EKG) ve Ekokardiyografi (EKO) hastada uzun süredir yüksek tansiyon olabileceğini, dolayısıyla hastane heyecanıyla sadece o an yükselmiş olmasının düşük bir ihtimal olduğunu bize söylüyor.
Bir de farklı bir hasta grubu var. Bunlar evde baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı gibi yüksek tansiyon belirtileri ortaya çıkınca evde tansiyonunu ölçen ve yüksek olduğunu görünce de hastaneye koşarak gelen kişiler var. Bunlardan beyaz önlük hipertansiyonundan bahsedilemez, zaten evde kendisi tansiyonunun yüksek olduğunu tespit etmiş. İşte bu hastaların bir kısmı (EKG’de uzun süredir yüksek tansiyon hastası olduğuna dair belirtiler olmasına rağmen) kendilerine tansiyon ilacı önerdiğimde “hekimliğinize ve bilginize saygı duyuyorum ama ilk seferde tansiyon ilacı kullanmak gerekmediğini düşünüyorum” gibi iddialı cümleler kurabiliyor (bunu söyleyen hasta, evde fenalaşınca tansiyonunu 180/120 mmHg ölçen ve acele hastaneye başvuran bir hasta idi). İlaç başlamak için ne olması lazım? Kalp krizi veya beyin kanaması geçirmek ya da felç olduktan sonra mı ikna olunuyor?
Bazı hastalar durumun ciddiyetini anlamıyor. Hastalarda yüksek tansiyonu (hipertansiyonu) inkar etmek ve ilaç kullanmaya karşı çıkmanın birkaç sebebi var:
- Belirtilerin olmaması veya silik olması: yüksek tansiyon genellikle belirti vermez ve sessiz katil diye bilinir. Aslında yüksek tansiyon sıklıkla belirti verir ama bunlar genellikle yüksek tansiyonu düşündürmeyen silik belirtilerdir: halsizlik, çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı. Baş ağrısı ya da burun kanaması yoksa, kendisinde yüksek tansiyon olabileceği aklına bile gelmez. Henüz kalp krizi veya beyin kanaması geçirmediyse yüksek tansiyonu ciddiye almaz. Bahaneler de hazırdır: hastaneye hızlıca yürüyerek geldiği için, merdiven çıktığı için ya da heyecanlandığı için tansiyonu yükselmiştir. Özellikle şikayet üzerine değil de sadece genel kontrol amacıyla yapılan bir muayene sırasında yüksek tansiyonu tespit edilen kişiler böyle bir tepkiyi daha sık gösterirler.
- Tansiyon yüksekliğinin geçici bir durum olduğunu zannetmek. Hele bir de tansiyonu 120/80 gibi normal bir değerde ölçtülerse bir kaç yıl tansiyon ölçmek bazı hastaların akıllarına bile gelmeyebilir; tansiyonun hep aynı kaldığını zannederler. Halbuki tansiyon dakikalar içinde bile değişebilir.
- Kronik bir hastalığı olduğunu kabullenmenin getireceği psikolojik yükten kaçmaya çalışmak: bir savunma mekanizması olarak yüksek tansiyon hastası olduğunu kabullenmenin getireceği korku veya endişeden kurtulmaya çalışmak.
- İlaçların yan etkisinden korkmak: Doğrudur, tansiyon düşürücü ilaçların yan etkileri vardır, hatta “bir ilacın yan etkisi yoksa etkisi de yoktur” denebilir. Öte yandan, yüksek tansiyonu tedavisiz bırakmak her zaman daha tehlikelidir. Bazı hastalar sadece sağlıklı yaşayarak (ne demekse) yüksek tansiyondan kurtulabileceklerini, dolayısıyla ilaç kullanmaya ihtiyaç duymayacaklarını düşünürler.
